Çocuk

Çocuklarda Egonun Yükselişi

Daha ilk baştan itibaren çocuklarımızda egoyu yükseltiriz. Nasıl mı? Çocuklarımızın hayata adım attıkları ilk yıllardan itibaren onlara egoyu aşılamaya başlarız. Çocuk okula başlar ve belli bir dereceyle eve gelir. Neden birinci olmadın diye hesap sorar yada birinci olan çocuğumuzun başarısıyla avunur aferin sana böyle gidersen Cumhurbaşkanı olabilir yada doktor olabilirsin diyerek egosunu beslemeye başlarız. Evet çocuğun egosunu besleyen kendisi değil, bizleriz. Ve bu anlamda çocuklarımıza sadece ego değil, belirli miktarda hırsta yüklemiş oluruz. İşte çocuklar yaşam yolculuğuna bu düşüncelerle başlar ve başarılı oldukça egosu git gide büyür.

Ego, her açıdan insanın başına gelebilecek en büyük marazdır. Başarılı olabildiğiniz noktada egonuz büyür. Bu çok büyük bir tehlikedir. Eğer başarısız iseniz, ego yok denilecek kadar azdır. İşte o zaman bu durum sizi incitir ve sizde aşağılık kompleksi yaratabilir.

Her bebek anne rahminde son derece mutludur. Kuşkusuz hiç bir şey bilmediğininde farkında değildir. Ama bu mutlulukla öylesine bütünleşmiştir. Sonsuz mutluluk onun varlığıdır ve bilenle bilinen arasında hiç bir fark yoktur. Bu yüzden çocuk kuşkusuz mutlu olduğununda farkında bile değildir.

Her çocuk sonsuz mutluluk içerisindedir. Psikologlar da aynı fikirdedir. Dinin bütün arayışının ana rahmi yeniden bulmaktan başka bir şey olmadığını söylerler. Bunu bir din eleştirisi olarak kullanırlar. Ama bu bir kısım diğer düşünürler ve yine benim için hiç de bir eleştiri değildir. Din için arayış bana göre tüm var oluşu tekrar bir rahim yapmaktır. Aman nereden geldik buraya?

Bebek kesinlikle anneyle bir uyum içerisindedir. Bebek hiç bir zaman anneyle var olan uyumunun dışarısına çıkamaz. Bebek anneden ayrı olduğunu bilemez. Anne sağlıklıysa bebekte sağlıklıdır; anne sağlıksızsa bebekte sağlıksızdır. Anne hüzünlüyse bebekte hüzünlüdür, anne mutluysa bebekte mutludur. Yani bebek duygu anlamında annenin kopyasıdır. Çünkü bebeğin kendi sınırları yoktur henüz. Ama yine de bebek için en saf mutluluktur bu yaşanan.

Sonrasında ise bebek aniden doğar ve dışarıya çıkar. Ansızın dünyada kökünden, anneden sökülmüş gibi olur. Bebek palamarlarını yitirir ve kim olduğunu bilemez. Annesiyle olduğu zaman bunu bilmesine gerek yoktu ama ya şimdi? Anne karnındayken bilmeye gerek yoktu, hiç paye yoktu orada. Hiç “Sen” yoktu ve hiç “Ben” yoktu. Gerçek henüz bölünmemişti. Ama bir kez bebek doğup göbek bağı kesildi mi ve bebek kendi kendine soluk almaya başladı mı, birden bire bebeğin tüm benliği kim olduğunu öğrenmek üzere araştırma haline girer. Bu aslında çok doğaldır. Şimdi sınırlarının bedeninin gereksinimlerinin farkına varmaya başladı. Bebek bu süreçten sonra ise bazen mutlu olacaktır bazen ise mutsuz, bazen eksik kalacaktır bazen ise tam olacaktır. Bazen aç olduğu için ağlayacak bazen ise annenin göğsünde yer alacaktır. Şimdi bebekte bir çok ruh hali yer almaya başlayacaktır.

Bebek ilk “Benim” in sonra “Beni, bana” nın sonra ” Sen”in sonra da “Ben” in farkında olacaktır. Süreç her zaman böyle ilerler. O “Benim”in farkında olur ilk önce. Gözleyin bunu! Bu olan süreç sizin yapınız hatta benliğinizin yapısıdır. “O benim oyuncağım” derken işte bu noktada sahiplenme yani “Benim” olgusu başlamış olmuştur.

Küçük olan çocukları bir gözlemleyin. Oldukça kıskanç ve sahiplenicidir. Her çocuk başka bir çocuktan bir şeyler kapmaya yada kendi oyuncaklarını korumaya çalışacaktır. Eğer bir çocuk oyun oynarken başka bir çocuk gelirse bir Cengiz Han yada Bir Adolf Hitler görebilirsiniz. Çocuk başka bir çocuğun oyuncaklarına geldiği anda oyuncağına iyice yapışır ve tetikte kalıp her an vurmaya hazır bir şekilde bekler. İşte bu da bir sahiplenme yani “Benim” olgusunun meselesidir.

Şimdi burada asıl sorun şudur: Bebek bu süreçten geçmek zorundadır. Çünkü o henüz kim olduğunu bilemez. Ve bir tür kimliğe gereksinim duyar. Belki bu kimlik sahte olmuş olsa da kimliksiz olmasından iyidir. Bebek tam olarak kim olduğunu bilmek ister. Bebeğin hayatta kalması için aslında şarttır bu. Bebek nasıl hayatta kalacaktır? Bebeğe bir ad verilir ve bu doğrultuda kim olduğuna dair bir fikir elde etmesi beklenir. Bu fikirlerde dışarıdan gelir elbette. Birisi size güzel olduğunu söylerken bir diğer kişi size akıllı olduğunu söylerken kişiliğiniz şekillenir. İnsanların sizin hakkınızda söyledikleriyle bir imaj yaratırsınız. İnsanların sizin hakkınızda söyledikleriyle kişiliğinizi oluşturursunuz ama bu tamamen sahte olacaktır.

egolu cocuk - Çocuklarda Egonun Yükselişi

Kişiliğinizin sahte olduğunu düşündüğünüz bir gün yalnızca düşünün. Oturun sessizce düşünün. Bir çok fikir doğacaktır. O fikirlerin nereden geldiğini gözlemleyin. yüzde seksen yada yüzde doksan oranında fikir annenizden yada babanızdan gelecektir, geriye kalan yüzde onluk kısım ise arkadaşınızdan öğretmeninizden tanıdığınızdan şeklinde oluşacaktır.

Unsurların nasıl işlediklerini, işlevlerini nasıl sürdürdüklerini, nasıl ortaya çıkmaya devam ettiklerini görün sadece. Bir sahtelik, başka bir sahteliğe götürür. Her zaman dolandırılmış, aldatılmışsınızdır. Sizi kandıranlarda başkaları tarafından kandırılmıştır. Babanız, anneniz, öğretmeninizde başkaları tarafından kandırıldı yine babaları anneleri ve öğretmenleri tarafından kandırıldılar. Onlarda sırası geldi ve sizi kandırdılar? Peki sizde bu düzeni devam ettirip çocuğunuzu kandıracak mısınız?

İnsanların daha zeki daha farkında oldukları daha güzel bir dünyada, çocuğa kimlik fikirlerinin sahteliğini öğretecekler-dir” Gerekiyordu bu, bunu sana veriyoruz ama sadece şimdilik, kendin kim olduğunu keşfetmeden önce”

Daha Fazla Göster

Annegram.com

Annelerin,anne bebek hakkındar herşeyi bulabileceği lider anne bebek plartfomu annegram.com.

İlgini Çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu